Sonra kanala; TV8’e. Gazetedeki köşesini kanalda yazıyor.
Akşamları ‘Bunu Konuşalım’ programı için ekran başına… Gece 3’lere
kadar süren yayın…
‘’Bugün
ülkede bir olay olsa bir numaralı aktörüne yüzde 99 ulaşırım’’ diyecek
kadar ilişkilerine güveniyor; ama ‘’Kendimi anlatmam terbiyesizlik
olur. Bu ülkede lafı önemli olan adam ben değilim’’ diyebilecek kadar
da yerini biliyor. Biliyor bilmesine de biz sorunca anlattı… Candaş
Tolga Işık’la kendi macerasını ve genç gazeteci gözüyle medyaya
bakışını konuştuk…

MOLEKÜLER BİYOLOJİ OKUDU GAZETECİ OLDU
Moleküler biyoloji okuyup da gazeteci olmak? Nasıl oldu?
Okulu
bitirdikten sonra yurt dışına gitmiştim dil için. Okuduğum alanla
ilgili farklı bir yerlerde gezineyim dedim. Orada radyo programı
yapmaya başladım. Eğlenceli bir radyo programı.
Yerel bir radyo muydu?
Evet ama bütün eyalete yayın yapan radyoydu.
Programın formatı nasıldı?
Güncel
politika falan konuşulan, trafik programı gibi. O an itibarıyla eğlence
ağırlıkta tabii. 25 yaşındaydım. Ben çok kitap okurum. Kitap okuyunca
söyleyecek sözünüz de çok oluyor. Her şeye dair konuşacak çok anlamlı
lafınız oluyor. Türkiye’ye dönünce ekonomik kriz vardı. Bir yerel radyo
ile anlaştım. Çalışırken Fatih Altaylı’ya mektup gönderdim. Bir sürü
insana daha gönderdim. Fatih Abi o dönem Radyo D’nin başındaydı. Bir tek o gel dedi.
Hangi yıl?
2002. Çok kısa bir süre çalıştım sonra kovdu beni. Best FM’in yayın yönetmeni vardı Güçlü Mete. O arada
bir ilaç firmasında çalışmaya başlamıştım. Bir arkadaşım aracılığıyla
Güçlü Mete ile tanıştım ve çalışmaya başladım. Sonra onlarla beraber
Saran’ın radyolarına transfer olduk, Radyo Time.
Bu arada bir ilaç firmasında da çalışıyorsun yani…
Evet hatta bir başka yabancı ilaç firmasına transfer oldum ve çok para kazanmaya
başladım. Tabii radyodan para yok. Program içinde bir bölüm yapıyorum
ve konuk alıyorum telefon bağlantısı ile… Bakanlar, siyasetçiler.
Mesela Deniz Baykal’ın hayatında ilk kez bağlandığı radyo kanalıdır.
Biz konuşturuyoruz, haber oluyor gazetelerde. İlhan Uzun Durkan
radyonun genel yayın yönetmeni bana dedi ki ‘’Sen bu işi gazetede yap.
Bu adamları herkes konuşturamaz böyle’’. ‘’Abi hiç kimseyi tanımam ki
nasıl yapayım’’ dedim. ‘’Benim bir arkadaşım var, Posta’nın başında’’
dedi. O arada ben de kendimce yazılar yazıyorum.

Gazeteci olma hayalin var mı o zamana kadar?
Var
tabi de çok uzak geliyor. Öyle bir kontağım yok inanmıyorum. Sonra
Rıfat Abi’yle tanıştım. (Ababay) Yazılarımı götürdüm, ‘’Seç iki üç
tanesini oku’’ dedi… Okudum, dedi ki ‘’Bunlardan hiçbir şey olmaz.’’
Çok bozulmuştum. Ama orada sempatik bir hava esti. Tam kalkıyorum ‘’Sen
ne yapıyorsun radyoda’’ dedi. ‘’Röportaj yapıyorum’’ dedim. ‘’Kimle
yaptın’’ dedi. En son Fatih Terim’le yaptığımı söyledim. ‘’Sen bize
röportaj yap’’ dedi. Ben dedim ki ‘’Yazı yazamıyorsam yapmayayım.’’ Çok
bozulmuştum. O moral bozukluğu ile çıktım oradan. Bir de Rıfat Abinin
tarzı çok enteresandır. Dedi ki ‘’Röportajlarında önemli bir şey
çıkarsa bize bildir senin imzanla kullanalım.’’ Bu kafama yattı. Ben
habire aramaya başladım. Haber müdürünü, yazıişleri müdürünü ‘’Şununla
konuştum şöyle dedi böyle dedi’’ diye. Arıyorum Rıfat Abi Paris’te
‘’Işıkara ile konuştum 1 hafta sonra deprem olacak dedi’’ diyorum.
İllahllah dedirttim. Bir gün aradı Rıfat Abi, ‘’Gel sen bize röportaj
yap’’ dedi. Ve düzenli röportajlarım öyle başladı Posta’ya. 3 yıl kadar
önce… Bu arada ilaç firmasında da acayip paralar kazanıyorum.